Bu site, Türk Dermatoloji Derneği tarafından hazırlanmıştır.

Güneşten Korunmanın Önemi

Tamer İrfan Kaya

Bildiğiniz gibi güneş dünyamızın hayat kaynağıdır fakat güneşten gelen ultraviyole olarak adlandırdığımız morötesi ışınlar derimiz için bazı zararlı etkiler gösterebilmektedir. Bu nedenle güneşten bilinçli bir şekilde korunmak faydalıdır. Güneşin derimizdeki kısa süreli etkileri güneş yanıklarıdır. Bu güneş yanıkları sonrası oluşan mutasyonlar, genetik değişiklikler uzun yıllar sonra kanser gelişimine sebep olabilmektedir. Ayrıca mesleksel olarak çiftçilerde, balıkçılarda olabildiği gibi uzun, kümülatif güneş maruziyetleri cildimize uzun vadede zarar verebilmekte, cildimizi yaşlandırmakta, kırışıklıklar, lekeler oluşmasına sebep olmaktadır. Güneşten korunma deyince akla ilk olarak güneşten koruyucular gelmektedir. Fakat güneşten korunmada sadece güneşten koruyuculara güvenmemeliyiz. Güneşin, ultraviyolenin en yoğun olduğu öğle saatlerinde dışarıda uzun süre kalınmamalı, bu saatlerde güneşlenmemeli ve özellikle öğle saatlerinde dışarıda aktivitemiz varsa gölge yerlerde vakit geçirilmelidir. Şapka ve elbise kullanımı, gözlük kullanımı da güneşten korunmada oldukça etkili yöntemlerdir.

Bunlara ek olarak da güneşten korunmanın en önemli ayaklarından birisi güneşten koruyuculardır. Güneşten koruyucu seçerken bazı noktalara dikkat etmeliyiz. Güneşten koruyucuların üzerinde SPF diye yazılan sun protecting factor, güneşten koruyuculuk gücünü göstermektedir. Bu faktörün son standartlarda en az 50 olması gerekmektedir. Elliden yüksek değerler de çok gerekli değildir. Faktör 50 yeterli koruma sağlayabilmektedir. O yüzden SPF 50 güneşten koruyucuları tercih etmemiz önemlidir. SPF 50 değeri özellikle güneşin ultraviyole B dediğimiz kanserojen ışıklarından koruyucu gücünü gösterir. Oysa ki güneşte bulunan ultraviyole A ışıkları cildimizde deri yaşlanmasına ve lekelenmeye sebep olmaktadır. O yüzden seçeceğimiz güneşten koruyucunun ultraviyole A’ya karşı da koruyucu olması çok önemlidir. Buna da dikkat etmeliyiz. Ayrıca güneşten koruyucuları dışarıya çıkmadan en az 15 dakika önce sürmeliyiz Böylece deriye emilip daha etkili olmalarını sağlayabiliyoruz. Güneşten koruyucular çok çeşitlidir. Bazı güneşten koruyucuların içinde titanyum dioksit, çinko oksit gibi fiziksel koruyucular vardır. Bunlar daha doğal koruyuculardır. İnorganik koruyuculardır, alerji yapmazlar. Fakat bu koruyucuların dezavantajı kireç gibi beyaz bir leke bırakmalarıdır. O yüzden kozmetik açıdan tercih edilmeyebiliyorlar. İkinci tip koruyucu da kimyasal koruyuculardır. Bunlar daha şeffaf koruyuculardır. Işığı emerek etkisizleştirirler. Bunlar şeffaf olduğu için sürümleri daha kolay, daha kozmetik maddelerdir. Fakat bu tip koruyucular da bazen emilip, bilinçsizce kullanılırsa yan etkilere sebep olabilirler. O yüzden güneşten koruyucu seçerken de güvenilir markalar tercih edilmelidir. Çünkü içindeki maddelerin bilimsel olarak onaylanmış maddeler olması oldukça önemlidir.

Otoriteler güneşten koruyucuların 2-3 saatte bir yenilenmelerini önermektedir Fakat bazı firmalar, yeni teknolojilerle gün boyu etkinlik sağladığını iddia eden maddeleri ve moleküler lipozom teknolojisi gibi molekülleri piyasaya sürmektedir. Bunları henüz dünyadaki tüm otoriler kabul etmemiştir. Yani genel olarak 2-3 saatte bir yenilenmesi önerilmektedir. Güneşten koruyucular %100 koruyucu değildir. Bu yüzden güneşten koruyucuya güvenip öğle saatlerinde saatlerce güneşin altında kalınması yine kanserojen etkinin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bu yüzden güneşten koruyucular güneşin altında daha uzun süre kalma amaçlı kullanılmamalı, güneşten korunma amaçlı kullanılmalıdır. Güneşten korunmada 6 aydan büyük tüm çocuklarda güneşten korunmayı özellikle havuzda, deniz kenarında önerilmektedir. Çünkü melanom olarak adlandırılan en tehlikeli deri kanserleri çocukluk çağında yaşanan güneş yanıkları sonucu gelişen mutasyonlarla, gen değişiklikleriyle hayatımızın 50 yaşından sonra karşımıza çıkabilmektedir. O yüzden güneşin altında korunmada en önem vermemiz gereken popülasyon çocuk popülasyonudur. Altı aydan itibaren güneşten koruyucu kullanmaları önerilmektedir. Güneşten korunma cildimize uzun vadede iki önemli fayda sağlamaktadır. Bunlardan birincisi deri kanserlerinin oluşmasını engelleyici etkisidir. Özellikle deri kanserleri insanoğlunda en sık görülen kanserlerdir. Düzenli güneşten korunulması deri kanserleri riskini azaltır. Çünkü deri kanserlerinin %90’ının sebebi ultraviyole ışıklarıdır. İkinci en önemli etkiside foto-yaşlanma dediğimiz güneşe bağlı yaşlanmayı engellemesidir. Çok fazla güneşin altında kalan kişilerin 50’li yaşlarına geldiklerinde görünümleri bir on yaş daha fazla olabilir. Cilt kabalaşır, sararır, kırışıklaşır, üzerinde güneş lekeleri oluşur. Kişilerde bunların gelişmeden önlenilmesi açısından düzenli güneşten koruyucu kullanımını önermekteyiz.

Güneş ışınları vücudumuzda D vitamini sentezine faydası olur. Bu yüzden güneşten korunma konusunda insanların bazı çekinceleri oluşabilir. Fakat D vitamini sentezi için uzun süreler güneşin altında yatmaya gerek yoktur, plajda güneşlenmeye gerek yoktur. Çünkü D vitamini vücudumuzda depolanan bir vitamindir. 5-10 dakikalık güneş maruziyeti sonrası D vitamini yeterli miktarda oluşur, daha fazlası derimize zarar verir. D vitamini de ultraviyole B etkisiyle oluşur o yüzden öğle saatlerinde daha yoğun ultraviyole B olduğu için öğle saatlerinde günde ortalama günde 5-15 dakika kollarımız, yüzümüz açık bir şekilde güneşte dolaşacak olursak D vitaminini yeterli miktarda sentezleriz. Bundan daha fazlası zararlı olur ve deri yaşlanması ve cilt kanseri riskini arttırır.

Bu web sitesi bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup, içerisinde yer alan bilgiler hekime danışmanın yerine geçmez. Daha fazla bilgi için hekiminize başvurunuz.