Bu site, Türk Dermatoloji Derneği tarafından hazırlanmıştır.

Uyuz

Mehmet Salih Gürel

Bilindiği gibi uyuz insanlık tarihiyle eşdeğer bir hastalıktır. Tüm dünyada salgınlar yapabilmektedir. Ülkemizde de dönem dönem salgınlar, epidemiler görüldüğünü biliyoruz. Özellikle sonbahar-kış aylarında, yoğun yaşamın olduğu yurtlar, kreşler, askeri kışlalarda salgınlar görebilmektedir. Etkeni Sarcoptes scabiei adını verdiğimiz çok küçük, toplu iğne ucundan daha küçük, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük bir parazittir. İnsan derisi üzerinde stratum corneum adını verdiğimiz, boynuzsu tabakanın içine girerek tüneller kazar. Bu tünellerde hayatını devam ettirir ve dişi sarkopt yumurtasını, dışkısını bir takım salgılarını bırakır ve alerjik bir duyarlanma meydana gelir. Bu da kaşıntıyı oluşturur. Bulaşma insandan insana olur. Yakın temasla bulaşmakla beraber çarşaflar, yastık kılıfları gibi ortamdan da bulaş olabilmektedir.

Özellikle milyonlarca sarkoptun, parazitin olduğu norveç uyuzu vakalarında bulaş çok daha kolay olabilir. Ancak insan uyuzu sadece insanda hayatını devam ettirebilen bir hastalıktır. Parazit dışarıda yaklaşık iki, üç gün içerisinde hayatını kayber. Yaşamını devam ettiremez.

Uyuz, bilindiği gibi kaşıntıyla karakterize olan bir hastalıktır. Çok şiddetli kaşıntı yapar. Özellikle gece kaşıntısı ve uykudan uyandıracak kadar şiddetli kaşıntı en önemli belirtisidir. Böyle bir durumda aksi kanıtlanana kadar uyuz olarak düşünmek gerekir. Ailede diğer bireylerde de kaşıntının görülmesi uyuzu destekleyen bir konudur. Ancak olmaması uyuz olmadığını düşündürmez. Çünkü yaklaşık 2 - 6 hafta içerisinde alerjik duyarlanma ve kaşıntı oluşur, kaşıntı olmayan kişilerde de sarkopt, akarlar bulunabilir. Yani hastalık olabilir ama kaşıntı vermeyebilir. Dolayısıyla tedavi ederken aile içindeki herkes kaşıntı olsun olmasın tedavi edilmek zorundadır.

Kaşıntıya ve hastalığa bağlı olarak ufak sivilceler, kırmızı kabartılar, iltihaplı sivilceler oluşuyor ve kaşımaya bağlı kanama odakcıkları oluşuyor. Özellikle el - parmak arasında şeffaf kabartılar, içi sıvı dolu kabartılar, el bileklerinde, diz ardında, dirsek önünde, göbek ve karın civarında, kalçalarda, gövdede çok yoğun kaşıntılar oluşur. Erişkinlerde gövdenin üst tarafında başta boyunda çok fazla lezyonlar yerleşmez ancak çocuklarda tüm vücudu tutulabilir.

Peki ne yapmak gerekiyor? Nasıl tanı koymak gerekiyor? Birincisi şiddetli kaşıntının varlığı ve akarı görmektir. Mikroskopta akarı görmek ya da dermatologların dermatoskop dedikleri cihazla akarı görmek tanıyı koydurur. Akar görülmese bile çok şiddetli kaşıntnın varlığı ve klinik belirtiler tedavi için endikasyon olarak kullanılır.

Özellikle birinci basamak tedavide %5 permetrin krem kullanılır. Bunun dışında benzil benzoat, kükürtlü karışımlar ve diğer ilaçlar da uygulamada söz konusudur. İlaçlarda en önemli dikkat edilecek kısım boyundan aşağıya, her tarafa ilacın sürülmesi, en az 12 saat ilacın deride kalması, bu dönem içerisinde herhangi bir vücut alanı yıkanırsa, bu bölgelere vakit geçirmeden ilacın yenidem sürülmesi gerekmektedir. Aksi durumda tedavi boşa geçmiş olur. 1-2 hafta sonra hiçbir belirti olmasa bile tekrar ilaçlama gerekir. Bunun nedeni de yumurtaların bu tedavilere karşı dirençli olmasıdır.

Bunun dışında yatak çarşafları, yastık kılıfları, giysilerin yıkanması, ütülenmesi, yıkanamayacak olanların da en az 3 gün kadar plastik bir torbada tutulması var olacak, var olan sarkoptların, akarların da ölmesini sağlar. Şüpheli çok şiddetli kaşıntılarmız olduğu zaman bu tanının konulması için lütfen dermatoloğunuza başvurun. Size uygun tedavi ve tanı yöntemleri uygulanacaktır.

Bu web sitesi bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup, içerisinde yer alan bilgiler hekime danışmanın yerine geçmez. Daha fazla bilgi için hekiminize başvurunuz.